Ya Ali
Ayrılık od'una yandım tutuştum,
Yanarım aşkına söndür ya Ali.
Gül cemalin için ummana düştüm,
Yönünü bize de döndür ya Ali.
Elestü bezminde ahdimiz vardı,
Yalansak pirime sordur ya Ali.
Medet ya Muhammed diye ağlardı,
Gözlerimden yaşı durur ya Ali.
Yedi iklim dört köşeyi aradım,
Gördüğüm Ademe sordum ya Ali.
On sekiz bin alemleri taradım,
Haydar'ım diye de sordum ya Ali.
İNCE'de yanmada aşkın narına ,
Ateşin cismimde kordur ya Ali.
Aşıkların, sadıkların nuruna,
Muhammed aşkına vardır ya Ali.
Ya Râb Belâyı Aşk İle Kıl Aşina Beni
Ya râb belayı aşk ile kıl aşina beni
Bir dem belâ-yı aşktan etme cüdâ beni
Az eyleme inâyetini ehli derdden
Yani ki çok belâlara kıl mübtelâ beni
Oldukça ben götürme belâdan iradetim
Ben isterim belâyı çü ister belâ beni
Gittikçe hüsnün eyle ziyâde nigarımın
Geldikçe derdine beter et müptelâ beni
Öyle zaîf kıl tenimi firkatinde kim
Vaslına mümkün ola getürmek saba beni
Nahvet kılıp nasib fûzûlî gibi bana
Ya râb mukayyed eyleme mutlak bana beni
Yaban Merasim
18 mayısta buraya, saat 8.30 da
bir deli kız geldi
gözlerinde kırlangıç gilgeleri,
yarı-açık günlerin nefreti,
aşk,
çalmayan çanlar
ve kehanet
ayrılıkların resmine bakar gibiydi
cenneti cehennem iter gibiydi
yelken gibi,
kalyon gibi,
mutsuzluk gibi
beyitlerden mevsimlerden geçti
gizemliydi,
değişkendi,
el örgüsü iklimlere benziyordu
güneşe doğru akan sularda şimdi
yaban merasim,
yeraltına açılan ilk kapı
buyurgan sularda kendiyle yarışan cevahir
aynalı kelepçe,
sarı düğün çiçeği
geceyi tutuştur ve öl sonra.
YAĞMUR
Dışarıda bir yağmur serin ve ince
Üşür sokaklarda evsiz kediler
Bir ölüm yalnızlığı bende her gece
Siyaha bürünür mechul sevgiler
Dışarıda bir yağmur serin ve ince
Bir sevda türküsü söyler karanlık
Evlerde ışıklar söner sessizce
Kapımda belirir o an yalnızlık
Dışarıda bir yağmur serin ve ince
Kimsesiz caddeleri taşır içime
Her köşe başında bir hayal bekler
Zifiri bir korku salar içime
Dışarıda bir yağmur serin ve ince
Saçlarımı dağıtır bir deli rüzgar
Ta arşa yükselir ayak seslerim
Gönlümü harman eder gizli günahlar
Dışarıda bir yağmur çılgın ve ince
Secdeya kapanır çıplak ağaçlar
Koşmaktan, yorulmaktan sızlar her yerim
Düzlüklere inat uzar bende yokuşlar
Ya...
Ya tamam de artık şimdiden dur zaman
Ya hızla geç acıma be ömrümüzden
Sen misin sevinçlerimize dadanan
umutları da alırsın sürümüzden
Ya canımızı al git hemen azrail
Ya bırak yeter sonsuzca yaşayalım
Yürek yaşamaya mecburdur sanma bil
Ya ölelim ha ya baştan başlayalım
Yabancı Memleketim
Tarsus’um
Tam onüç yıl sonra
bindokuzyüzyetmişyedinin Baharında
dolaştım şöyle Tarsus sokaklarında...
Dolaştım bir turist gibi tek başıma,
kimse dönüp bakmadı bana.
Kalmıştım sanki yabancılar arasında,
doğup büyüdüğüm şehrin sokaklarında...
Evler, sokaklar hatıralardan kalma;
Yeni yeni çehreler; gençler etrafımda.
Arayıp bulamadım bir aşina,
yabancı yabancı gezdim
Tarsus sokaklarında...
Çocukluğumun ve gençliğimin,
acı-yoksul günlerimin geçtiği bu yerlerin
kalmamıştı artık eski hali.
Meşhur Tarsus Parkı’nın bile garipliği
sanki tıpkı benimki gibiydi.
Yabancı yabancı ve turist gibi
gezdim, dolaştım o yerleri:
“Ağlarım şimdi seviştiğim o yerlerde” der gibi,
birkaç damla yaş gözlerimde belirdi.
Ve de yine tanımadı hiç kimse bu garibi.
Doğup büyüdüğüm bu şehir unutmuştu beni:
”Gözden ırak olan, gönülden de ırak olur” misali!
Ama nasıl hatırlasın ki?
Hem sonra BEN gurbetlere gittim,
O beni terketmedi ki !
Yağmur Bizi İzliyor Sevgilim, Yalnızca Biz
Anılarını Yerlerden Toplayanlar Derneği’nden dönüyorum
Bir yanıp bir sönüyorum
Yağmur bizi izliyor sevgilim, yalnızca biz
Yalnızca biz geçmişi yaktık, yalnızca biz
Bir şemsiyeye çarpıp batan bir teknedeydik, eğildik
Eğildik ve iplerini çözdük
Sonsuz ipli uçurtma şenliğine dönüştü birlikteliğimiz
Yağmur bizi izliyor sevgilim, yalnızca biz
Ağzımız sürükleyip götürüyor çalar saatleri
En tehlikeli odalarındayız otellerin
Anılarını Yerlerden Toplayanlar Derneği’nden dönüyorum
Bir yanıp bir sönüyorum
Yağmur bizi izliyor sevgilim, yalnızca biz
Yalnızca biz bayrakları yaktık, yalnızca biz
Gözyaşı şişelerine çarpıp kırılan bir ülkedeydik, sevdik
Sevildik ve kire pasa direndik
Yeniden sevdalanıyorum sana bunca kaçak günlerden sonra
Yağmur bizi izliyor sevgilim
Bir bardak yeryüzünde yeniden fırtına.
ş ü m e!
Sıkı sıkı giyin üzerini
Ayaklarında botların olsun sıcacık
Ellerinde eldiven.
Kaşkolünü dola boynuna gel!
Başını ısıtsın beren.
Sıkı sıkı giyin ki üşüme
Dışarıda kar var
Dışarıda ayaz.
Ayak izlerini tak peşine gel
Gel biraz.
Kış olsa da mevsim
Bahar giysilerimle geleceğim
Ve seni,
Sen gelinceye dek
Bekleyeceğim.