K a R!
Kar..
Ne zalim yağar
Akı yürek karalar
Hasan dağı
Elma dağı
Uzaktan seğirir gecelerime
Bir anı
Bende ağlar.
Kar..
Yollarda kar…
Dallarda kar
Kaldırımda bir yetim
Ayaza biçare
Yenik daldaki serçe çelimsizliğine
Bende har.
Kar! .
İnsaf eyle
Buz eyleme..
Duman tütmez bacalar var.
Titretme
Dayanamaz hiddetine
Donar çocuklar
Sonra bahar
Neye..
Kime yarar.
KA N
yüzün yakamozlanır akşam saatlerinde
kime çıkmaz piyangosu hüznün
belki de sombalığa en son
ve demir kırı bir taya
ertesi yasaktı, es vardı
bir tek uzun gecelerde
çıkrığında intihar edeceğim kuyu
zaman kuyusu, soluksuz ve ıssız
inip çıkar ölüm, durana dek yüzümdeki
sevişen kederlerle gülün gümü
adımdan çıkardım bir a
Kabuk Değiştirme Mevsimi
Mevsim kabuk değiştirme mevsimiydi yılanın
Çatır çatır çatlamaktaydı karnı
Güzelliğinden yorgun Parvati ye adamıştı ciğerlerini
Gözlerini ikidir çalmıştı namlı hırsızlar
Üstelik oralara kış da gelmezdi
KAÇ GECE AĞLADIM
Sana söylediğim tüm şarkılarda,
Aşkımı haykırdım duyan olmadı,
Kendimi kaybettim hatıralarda,
Karşıma gerçekten seven çıkmadı.
Kimisi kul etti, kimisi köle,
Mutluluk yerine verdiler çile,
Hasreti sapladım şimdi kalbime,
Karşıma gerçekten seven çıkmadı.
O suskun akşamın her saatinde,
Kaç gece ağladım duyan olmadı,
Yıllarca yaşadım kalbim dolmadı,
Karşıma gerçekten seven çıkmadı.
KAÇAK
-Cezayir Kurtuluş Savaşı'nda ölenleri anarak-
Efendi misiniz, kodaman mısınız ne,
bir mektup yazıyorum size,
bilmem vaktiniz var mı
okumaya bu mektubu.
Az önce verdiler elime
askerlik kâğıtlarımı,
savaşa çağırıyorlar beni,
diyorlar yola çık en geç çarşamba akşamı.
Efendi misiniz, kodaman mısınız ne,
dövüşmeye hiç istek yok içimde,
insancıkları öldürmeye gelmedim ben,
gelmedim ben bu yeryüzüne.
Sizi kandırmak değil niyetim,
ama söylemeden de edemem,
savaş ahmakların işi,
hem insanlar ondan hanidir bıktı.
Doğduğum günden bu yana
ölen çok babalar gördüm,
gidip dönmeyen kardeşler gördüm,
çocuklar gördüm iki gözü iki çeşme.
Ya analar ne çekti, ya analar,
bir yanda işi tıkırında bir avuç insan
bolluk içinde rahat yaşar,
bir yanda ölüm, çamur, kan.
İnsanlar tıkılmış dört duvar içine,
çalınmış neleri var neleri yok,
karıları, eski güzel günleri bütün.
Gün doğar doğmaz yarın
kapatacağım şırak diye kapımı
ölmüş yılların suratına,
alıp başımı yollara düşeceğim.
Aşacağım karaları, denizleri,
ne Avrupa'sı kalacak, ne Amerika'sı, ne Asya'sı,
dilene dilene hayatımı
şunu diyeceğim insanlara:
Üstünüzden atın yoksulluğu,
durmayın bakın yaşamaya,
hepimiz kardeşiz, kardeşiz, kardeş,
ey insanlar, ey insanlar, ey.
İllâki kan dökmek mi gerek,
gidin dökün kendi kanınızı,
size söylüyorum bunu da,
efendi misiniz, kodaman mısınız ne.
Adam korsunuz arkama belki de,
unutmayın jandarmalara demeye:
üzerimde ne bıçak var, ne tabanca
korkmadan ateş etsinler bana,
korkmadan ateş etsinler bana.
Kaa…çsand
Kaçsanda…
Sen ağlarken akşamın
karanlığında
Hüznünü sessizde olsa
Salıyorsun
Mekânın bir katresinde
bulunman aslolandır
Yiğit bir yüreğe sahipken
Kaçmakniye
Hapsettiğin saçların güneşe hasret
Eteklerin savrulsa bile
aldatan insandır yarından kime
Gönülden silinen her güzel
itiraf edilmese de
Aşk hissiyatındır yanılamazdı
Gönül sızısı sızar çatlaklardan
Sen haykırmaktan da kaçınsan
Sevgiye hasret yürek susuzdur
Su bulunmayan toprakta kurur
Hazırlanan her gelecek
Bilinmez ki nasıl bitecek
Meramını hapseden nice gönül
Topraktageçenoncaömür
Canını acıtan her esen
Gülü hatırlatır birilerine
Metanetinde ki asudelik
Denkliğinde ki benliği
Değil insanların
Bülbülün dahi mertliğinedir.
KADER ZİNCİRİ
Sök at gözümdeki siperliklerini,
Tamir et bedenimin tılsımlarını,
Al kan ver dudaklarıma ol gecelerimin,
Sar sıcağını donmuş ruhumun stepsi dolunayına,
azıcık güç ver kaderin cilvesine,
Tutsak beynimin koparsın zincirlerini,
Duru karanlıkta titrek bir mum umut,
Olgun bir yürek karda doğan bir güneş gibi,
İlk oksijeni tokatla veren kader zinciri,
Görülür hep çilenin izleri göz Pınarlarım da,
Hep karanlığın güneşinde kavruldu kırılmış kaderim,
Sıcak arayışıma her uzanışımda, neden donuk mehtap?
Kara gönlüme estir sıcak nefesini cennet melekleri,
Solgun tenini yaklaştır,meltem sonsuzluğunun hezimetine,
Vursun gönlüm zincirini,
kader şarabının buruk lezzeti,
Kaderim manasını yitirmişse sustursun zirvedeki çığlığı,
Kurtul boynumdan kadersizlik,
Kır halkalarını kötü kaderin sevgi ipliğini bağla,
çiçek çiçek baharlaştır yüreğimi,
Varsın acıların en kötüsünde ikamet edeyim,
Aşk tomurcuklar versin bilmezlik karanlığında,
ZAMAN çağırsın onu yanlış öğretilendeyse yüreğim,
Acı ezerse mehtabı yıpranmış
Gönlümde olsun bozkır mehtabı,
Aynadaki iz düşümler, gölgem bile kaderimin peşinde,
Sil kaderimi dünyadan,
Buruk bir anı olarak kalayım,
Bir oluk dolusu kan ver dudaklarıma,
Unutulmuş bir kahkahamla kan kusayım
Kaderin zinciri hep böyleyse,
Günün ilk ışıklarıyla kaybolayım.
KADIN
Kapalı bir kutudur hayat
Açtıkça kapanan
Açtıkça kaybolur insan
O karanlıkta
Çocukken bir vecize fırlatmıştım
Aşkla zeytin arasında
Ben zeytini oldum bittim sevmiştim
Ama bir yaştan sonra
Kadın da zeytin gibiydi, anladım
‘Düğmemi koparmadım’
Kadının kadın olduğunu öğrendim
Bildim amenna
KADIN ÖYKÜLERİ
Bir alacalı çocuk gülüşü mü
Yoksa bir kırgın bakışı mı
Bilemediğimiz
Çağlar boyu alıp
Vermeyi düşünmediğimiz
Bir taşlı okul yolu mu
Acılı soğuk
Beşten çıkma bebeler mi
Kimi ırgat büyük kente
Kimi el kapısına gelin
Tarlaya yeni bir baş daha
Elinin kınasıyla çaresiz
Sen mi çocuksun bacım
Sırtına sardığın mı
Yoksa bu gömüt mü
Umutlarındır
Yeşermesiz ölmüş
Harman yerinde
Mutluluğun türküsü yok
Ter, acı,toz
Gözler kan çiçekleri gibi ışıldar
Düşler bile umutsuz
Özlem yalnız türkülerde
Sözde günah
Bir acı öykü mü kalacak belleklerde
Yürekten acımak ve yanmak
Kağıt üzerinde