İ T i R A F
Gözlerin dalınca gözbebeğime
Güneşde eriyen buzda olurum
Saçının bir teli deyse tenime
Her teli titreyen sazda olurum
Hasretin yıl değil bir anlık olsa
Ne gece görürüm ne güneş doğsa
Gözlerin gözümden uzağa dalsa
Ömrümce sürecek yasta olurum
Bakma sen aşığım demediğime
Öyle zor ki aşkı sığdırmak dile
�Mecnun gibi sevdim seni� desende
Leyla �ım diyemem nazda olurum
İ Z A B E C İ
Cehennemi yaşıyorum yer üstünde,
Aş,iş ve yaşamak diye,
Bedenimi 1700 derece sıcağa satıyorum,
Alın teriyle ekmek için
Sanki bedenimden su üretiyorum,
Paslanmış demirlerden,
dünyayı süslemeye çalışıyorum,
Ölüm dostum olmuş,
Onunla yatıp onunla kalkıyorum,
Ekmek parası uğruna olmuş bedenime diyet,
Sanki ikramı büyük atom bombaları,
Hedef de bizler ama kime niyet, kime kısmet,
Kömürleşmiş arkadaş bedenlerinde,
Beyin hücrelerimizde yaşanıyor çok acı hezimet,
Mutsuzluktan mutluydum budur benim işim,
Yaşamıyım diye yapınca işimi,
İçiyordum paslı demir şerbetini,
Ateşle barutu kardeş etmiş bu beden,
Bilmişlik jilet jesti ekmek ter kokusu,
Tuzak yüklü demir pası akan çeşmeli iş teknesi,
Sefaletin ve yokluğun çiçeğin küs olduğu tanımadık yaylası,
Devamlı debelenen izabecinin yanık leş kokusu,
Acı veriyor çıplak bedeni kalmış,
Yanık elbise gül mezarı,
ortalıkta takla atıyor,
Ateşin kıvılcımları çiseleniyor,
Her bulduğunu iz vurarak öpüp geçiyor,
Görmüyordu paslanmış demirden,
oyulmuş öpüle si elini,
siyahlara belenmişim,
Tanıyamıyordum kendi kendimi,
Etim hiçe sayılarak kazanılan emeğim,
Sılanın cehenneminde ölüme baş koymak,
Mendilim yoktu simsiyah kan tükürmek,
Tekti ekmeği ile tuzu bal tadında bulmak,
Eskidim kırıldı kanadım,
Genç yaşta takat sız oldum,
Bıçakla deşer gibi devşiriliyor,
Kıvılcım dansının açtığı yaralar,
Öğrenir et,öpücük timsali acı duymamasını!
Dünyada cehennemi yaşayan bu bedenler,
Siz fiyakalı elbise,
oduncu gömlek yakışıklıları,
Kıvılcımlı hakka inkar edenler.
YA SENİNLE YA SENSİZ
Ya hep ya hiç sevgilim
Ya seninle ya sensiz
Olamaz başka biri
Ya seninle ya sensiz
İstersen al at beni
İstersen yarat beni
Dağ gibi deniz gibi
Ya seninle ya sensiz
Olmasa da sevenim
Ağlayanım gülenim
İlk sözüm son yeminim
Ya seninle ya sensiz
İstersen sevme beni
İstersen bekle beni
Taş gibi toprak gibi
Ya seninle ya sensiz
Yalnız bir mevsim değil
Yalnız bir bahar değil
Her zaman her yerde bil
Ya seninle ya sensiz
İstersen öldür beni
İstersen güldür beni
Gün gibi güneş gibi
Ya seninle ya sensiz
YAĞMUR BAŞLANGICI
Siz bir başlangıç bile değilken
yokken denemez çünkü vardınız
geyikler inerdi gözlerinize
ağaçlarınız fındık ve sincap
bu yüzden omuzlarınız
memeleriniz bir kitap gibi okunaklı
oluklara düşen sessiz damlalardı
bin kez yondum sizi bin kez doğurdum
bir keten buruşukluğu her seferinde
yağacak diye düşünürdüm havalara bakarak
bir serinlik bir kıpırtı otta ve ağaçta
akşamın kanından gecemize yaklaşan
bir gemi gibi önce küçük sonra yakın
iri damlaları o seyrek yağmurun
tüterdi ot çakıl kum
siz bir başlangıç bile değilken
sizi yazdım kotardım
bir başucu kitabı olmanızı istedim
tek tek iri o yabanıl kelimeler
onlar işte renkli zarlarının içinde
olukların çinkosunda yuvarlanan
siz daha bir başlangıç bile değilken
yağmur başlamıştı
ama ne ben ne bahçe ne yaz
hiçbirimiz.
YAĞMUR GÖZLÜM
Seninleyim sana geldim,
Aç kapını yağmur gözlüm,
Seni sevdim seni bildim,
İnan bana yağmur gözlüm.
Zaman bizi ayırmadan,
Dost düşmanı kayırmadan,
Kalan günler sayılmadan,
Kavuşalım yağmur gözlüm.
Karlar yağar kapımıza,
Bakmayalım ardımıza,
Engel koyma yolumuza,
Yürüyelim yağmur gözlüm.
Güneş bizim ay bizim,
Gece bizim gün bizim,
Şiir bizim söz bizim,
Söyleyelim yağmur gözlüm.
Ömür kısa bir heves,
Sensiz dünya bir kafes,
Bir bedende bir nefes,
Yaşayalım yağmur gözlüm.
Yaban Merasim
18 mayısta buraya, saat 8.30 da
bir deli kız geldi
gözlerinde kırlangıç gilgeleri,
yarı-açık günlerin nefreti,
aşk,
çalmayan çanlar
ve kehanet
ayrılıkların resmine bakar gibiydi
cenneti cehennem iter gibiydi
yelken gibi,
kalyon gibi,
mutsuzluk gibi
beyitlerden mevsimlerden geçti
gizemliydi,
değişkendi,
el örgüsü iklimlere benziyordu
güneşe doğru akan sularda şimdi
yaban merasim,
yeraltına açılan ilk kapı
buyurgan sularda kendiyle yarışan cevahir
aynalı kelepçe,
sarı düğün çiçeği
geceyi tutuştur ve öl sonra.